Dünya Tarihinde Resim Minyatür Hat El Yazısı Ustası Olan Kadın Sanatçılar Kimlerdir?

Sanatın tarihi dünya tarihi kadar eskidir. Peki ilk kadın sanatçılar kimlerdir? İlk resim çizen ressam, ilk minyatür ustası, ilk hattat, ilk kaligrafi ustası ve ilk minyatür sanatçısı olan kadınlar kimlerdir? Sanata kadın eli ilk ne zaman değdi? Dünyadaki ilk başaran bu kadınların özelliklerini biliyor musunuz? Tarihteki kadın sanatçılar.

Dünya Tarihinde Resim Minyatür Hat El Yazısı Ustası Olan Kadın Sanatçılar Kimlerdir?
06 Ocak 2020 - 09:57

Bazı topluluklarda aşağı yukarı her kadın veya erkek yarı zamanlı sanatçıdır. (Tam zamanlı sanatçıların ve heykeltıraşların masrafını sadece daha karmaşık ve sınıflara ayrılmış toplumlar karşılayabilmiştir.) Öte yandan cinsiyet yerel geleneklere göre iş ve malzemenin türünü belirlemiştir. Örneğin Salıra Çölü'nün güneyinde çeşitli Afrikalı gruplar arasında kumaş hem erkek hem kadınlar tarafından yapılır; ancak her ikisi de dokuma yaparken farklı tezgahlar kullanırlardı.

Demir işi bu bölgede münhasıran erkeklerce yapılırken, çömlekler kilin tabiatla ilişkilendirilmesi nedeniyle daha çok kadınlarca yapılır. Evlerde kullanılan basit çanakların yanı sıra gösterişli tören kapları -bazen Afrika sanatının önemli örnekleridir- ve kil heykelcikler, -diğer topluluklarda sadece erkekler insan figürünü temsil edebilirken- Nijerya' daki Yoruba halkında kadınlarının işidir.

ÇİN'DE TARİHİN İLK KADIN SANATÇILARI

Kuzey Amerika'nın güneybatısında sepetçilik yerli kültürlerin kadınları tarafından güzel sanat eseri haline getirilmiştir. En meşhurları da Nevada'nın Washo kabilesinden Dat So La Lee'dir. Daha geniş sosyal gruplarda kadının konumu sanat üretimindeki yerini belirlemiştir. Çin' de kadınların ilk çağlardan 1911 devrimine kadar (ve hatta ondan sonra da) erkeklere tabi oldukları bilinir. Bazı kadınlar ise sonraki dönemlerin Çinli sanat yazarları tarafından dikkate alınmamalarına veya önemleri indirgenmesine rağmen yine de yaşadıkları dönemlerde tanınmıştı.

MS ikinci yüzyıldan itibaren bile Çinlilerce görsel sanatların en yüksek biçimi kabul edilen kaligrafi sadece eğitimli yüksek sınıf mensuplarınca sınırlı kalmakla beraber, kadınlarca uzmanlık işi olarak tatbik edilmiştir. Nüfusun çoğunluğu zaten okuma yazma da bilmezdi. Çin'de sosyo-eğitimsel ayrım önem taşır, çünkü Çin dışında hiçbir yerde -literati adı verilen- ve Batı'da amatör sınıfından sayılan yüksek sınıf bilginlerin ürettiği sanata bu kadar hürmet edilmemiştir. ( Çin'de kadınların da dahil olduğu fikir işçileri, zanaatkarlar ve eğlence erbabı sınıfına dahil edilmiş, sanada uğraşan ciddi kişiler arasında görülmemiş ve haklarında pek kayıt tutulmamıştır.)

İLK KADIN RESİM SANATÇISI (RESSAM) GUAN DAOSHENG

Eğitim, güce ve zenginliğe kapı açan kamu hizmet sınavlarına yöneltildiğinde, kadınlara karşı tutumu en iyi ifadeyle ataerkil olan Konfüçyüs yazılarına dayalı erkek egemen bir alandı. Bazı kadınlar ise babalarından, kardeşlerinden veya eşlerinden eğitim almıştır. Resimleri imparatorluk koleksiyonuna dahil edilecek kadar takdir kazanmış ilk kadın sanatçı, yüksek sınıf bir aile mensubu, iyi eğitim almış ve daha da yüksek aristokrat bir ressam ve devlet görevlisiyle evlenmiş olan on üçüncü yüzyıl sanatçısı Guan Daosheng'di.

Daha sonraki dönemlerde, her zaman azınlıkta kalsalar da, artan sayıda kadın literati ressamı olarak tanınmış ve erkek çağdaşları ile aynı yöntemlerle çalışmışlardır. Ancak Çin'in geleneklere hürmet özelliğiyle kadınlar, seletlerini çoğu zaman ibarelerde zikretmişler; bir tanesi de on dokuzuncu yüzyıl başlarında Çinli kadın ressamların tarihini yazmıştır. Japonya'da benzer şekilde kadınların güzel sanatlara katılımı sınırlanmış fakat diğer yönlerden durum farklılık göstermiştir.

TARİHTE İLK KADIN KALİGRAFİ SANATÇILARI

Çince sekizinci yüzyıldan itibaren erkek hakimiyetindeki devlet dünyasında, Budist dininde ve bilimsel çalışmalarda resmi dildi. Kadınların şiir ve hikayeleri Japonca yazmaları beklenirdi. Onlar da "kadın eli" denilen el yazısını, belki de Japon artistik de hasının en saf ürünlerini, akıcı bir mükemmelliğe ulaştırmışlardı. Bu el yazısı erkekler tarafından da şiirler ve özel mektuplarda kullanılmıştı.


Resimlere de verilen benzer bir terim sanatçının cinsiyetinden ziyade, mahrem ve duygusal bir eserin konu alındığına işaret etmiştir. Kısa şiirler terkip etmenin ve yazmanın, bazıları tanınmış kaligraflar olan yüksek sınıf kadınları için uygun bir yetenek olduğu düşünülmüştür. Kadınlar on yedinci yüzyıla kadar tarihi belgelerde figüratif sanatçılar olarak geçmez. Bazı kadınlar samuray sınıfından gelmişse de çoğunluk, profesyonel ressamların (Japonya' da Çin'e göre daha az değersiz görülmüşlerdir) kızlarıydı. Ustalarını öylesine sadakatle izlemişlerdir ki imzalarına "Bayan" sıfatının karşılığını eklememiş olsalardı eserleri erkeklerin eserleriyle rahatlıkla karıştırılabilirdi.

İran' da ve Moğol Hindistan'ında prensesler ve sarayın yüksek mertebelerindeki kadınlar -daha aşağı mevkideki kadınların basit işlerinden azat edilmişlerdi- zaman zaman minyatür yapmışlardır. Fakat bu kadınların isimleri ve başarıları sadece sosyal konumlarından ötürü bilinmektedir. Kadınların profesyonel erkek ressamların eserlerine ne kadar katkıda bulundukları ise, atölye ürünleri genellikle tek bir ustaya atfedildiğinden, bilinmemektedir.

Ancak Hindistan' da daha alt sosyal sınıf ve artistik halk sanatı düzeyinde dini-büyüsel anlam taşıyan duvar ve zemin kompozisyonları münhasıran kadınlar tarafından resmedilmiş ve hala da resmedilmektedir. Batı'da ise kadınların görsel sanatlara katılımı daha etraflıca belgelendirilmiştir. Yaşlı Plinius, Helenistİk dönem kadın ressamlarından altı tanesinin adını vermiştir, ancak bu sayı aslında çok daha fazla olmalıdır.

TARİHİN İLK KADIN MİNYATÜR SANATÇISI GUDA

Bunlardan ikisi Pompei'nin duvar resimlerinde çalışırken görülür. Avrupa Ortaçağında elyazmalarını minyatürleyenler arasında kadınlar da vardır. Kayıtlara geçen ilk kişi olan Ende adlı rahibe, Beatus'un Vahiy (Apocalypse) adlı tefsirine 970 yılında sahneler resmetmişti (Gerona Katedrali Hazinesi, İspanya). Bu kitap, tüm Mozarabik kitap minyatürlerinin e n güzellerinden kabul edilmektedir.

Rheinland bölgesinde Guda adlı başka bir rahibe on ikinci yüzyıl sonlarında kendi portresini el yazmasının süslü büyük harflerinden birine dahil etmiştir. Ancak bu tür resimler nadiren imzalandığından kadınlar veya erkekler tarafından yapıldığından emin olmak pek mümkün değildir. Kesin olan tek şey, bu sanat resimleri ve büyük dini resimleri boyama işinin, doğumdan ölüme manastırlarda mahkum kalan çoğu kadın tarafından, çocuk doğurma ve büyütme kaygısından ve sonsuz ev işlerinden azat edilmiş rahibeler tarafından uygulandığıdır.

KADIN SANATÇILAR PROFESYONEL ANLAMDA İLK DEFA ON DÖRDÜNCÜ YÜZYILIN SONUNDA ORTAYA ÇIKTILAR

Figüratif işlemeli cübbeler de aynı şekilde manastırlarda yapılırdı. İmtiyazlı hayatlara sahip aristokrat kadınlar, muhtemelen ünlü "Bayeux Duvar Halısı" dahil çok ince işlemeler yaparlardı. Bu çevrelerin dışında kadınlar babalarının, kardeşlerinin ve eşlerinin sanatsal çalışmalarında, zanaatkar loncalarından genellikle dışlanmasına rağmen, yer alırlardı. Kadın sanatçılar profesyonel anlamda ilk defa on dördüncü yüzyılın sonunda belirmişlerdi.

Paris'te Anastasie, Kral VI. Charles için el yazmalarının çerçevelerini resimlemiş ve ayrıca ateşli feminist yazar Christine de Pisan hiçbir erkeğin Anastasie'yi bu tür bir işte geçemediğini söylemiştir. Aynı sıralarda Giovanni Boccaccio'nun çok tutulan Declaris mulieribus (Meşhur Kadınlar Hakkında) adlı, Plinius'un kısa bir pasajını geliştirerek işleyen antik çağların ünlü kadın sanatçılarına dair kitabının el yazmaları, illüstrasyonlar içermiştir.

Bunlardan biri, bir Vestal rahibesi ve adını Boccaccio'nun yanlış okuması sonucu alan Marcia'yı, muhtemelen Anastasie'nin giydiği gibi, on beşinci yüzyılın başlarına ait moda kıyafetler içinde kendi portresini çizerken gösterir. Kadın ressamların daha fazla önem kazandığı on altıncı yüzyılda, Plinius ve Boccaccio tarafından anlatılan eski dünyadaki seleflerinin hikayeleri Vasari gibi yazarlar ve aralarında Sofonisba Anguissola'nın da yer aldığı kadın sanatçılar tarafından sık sık hatırlanmıştır.  
ZAMANLA KADIN RESSAMLARIN SAYISI ARTTI
Kadınlar yine de profesyonel sanatçılar arasında küçük bir azınlık olarak kalmış ve aralarından sivrilenler deha sınıfına sokulmuştur. Belki de bu nedenle Sofonisba Anguissola'nın Boccaccio'nun Marcia'sını taklit ederek bazen Sofonisba Virgo olarak imzalanan otoportreleri talep edilmiştir. Sanatçıların hayatlarına dair on altıncı yüzyıl ortalarından itibaren yayınlanan koleksiyonlarda (elbette özellikle erkeklerce yazılmıştır) kadın sanatçıların sanatsal başarılarından çok kadınlıkları ön plana çıkarılır. Bu şekilde, Giorgio Vasari Bolonya'daki San Petronio kilisesinin ana giriş kapısının üzerindeki Properzia de' Rossi tarafından yapılmış Joseph ve Potiphar'ın karısına dair rölyefı, tipik bir efsane olarak, genç bir erkeğe duyduğu aşktan ilham alarak yaptığını belirtir.

O ise, kadınların fiziksel kapasitesinin üzerinde olduğuna inanılan yorucu yontma işlemi ile on dokuzuncu yüzyıldan önce uğraşan az sayıdaki kadınlar arasındaydı. Kadınların sayısı ressamlıkta da arttı. Lavinia Fontana memleketi Bologna ile Roma ve İspanya'daki Escorial sarayındaki kiliseler için eşsiz büyük resimler, ayrıca çok sayıda portre yaptı . Diğer kadın ressamlar genellikle portre, natürmort ve çiçek resimlerinde uzmanlaştı.
KADIN SANATÇILAR İLK BAŞLARDA ERKEKLERİ TAKLİT EDİYORDU
Zira insan figürünün tasviri için vazgeçilmez olan kadınlar, sosyal yaşamın dışında tutulmaktaydı.- Ayrıca adetlere uyarak, erkeklerin kadına özgü olduğunu varsaydıkları incelik, cazibe, duygu ve yumuşaklık gibi nitelikleri eserlerinde yansıtmaları beklenmekteydi. Görsel sanatlarda (ayrıca müzikte de) orijinallik erkeksi bir nitelik sayıldığından çoğu kadın daha önce yapılanları taklit etmek zorunda bırakılmıştı.

Fransız Devrimi sırasında kısıtlamalardaki kısmi gevşemeye rağmen kadın sanatçıların kendilerini tam olarak ispat etmeleri ve sanatın gelişimine izlenimcilikte, geç izlenimcilikte, temsili olmayan sanatta, gerçeküstücülükte, dışavurumculukta ve çeşitli 2. Dünya Savaşı sonrası akımlarda katkıda bulunmaya başlamaları genel sosyal adetlerin ve akademik sistemin çöktüğü on dokuzuncu yüzyıl sonlarını buldu. Geçen kırk yıl, özellikle ABD'de ve ayrıca başka yerlerde feminist sanat eserlerinin açıkça ve artan ölçüde öne çıktığı bir dönem olmuştur.

Bu eserler erkeklerin hakimiyetindeki güncel eserlerden üslup bakımından bilinçli olarak farklıdır ve sıklıkla bu eserlere dair eleştiri barındırırlar. Feministler ayrıca çağlar boyunca kadınlar tarafından yapılan eserlerin yeniden değerlendirilmesi yoluyla sanat tarihi yazımında büyük bir revizyonu da başlatmışlardır. Erkekler tarafından yapılan eserleri yeniden ve özenli bir incelemeye tabi tutarak yaşamda kadınlara ayrılan rolleri ve bunun altındaki varsayımları bütün çıplaklığıyla açığa vurarak sergilemişlerdir.
Kafakalem.com
Kültür - Sanat

 


YORUMLAR

  • 0 Yorum