Eski Mısır Sanatının Genel Özelliklerini Barındıran Resimlerde Tasvir ve Renklendirme Nasıl Yapılırdı?

Mısır sanatında resmin genel özellikleri nelerdir? Resim sanatında renk uyumu ve ölçeklendirme nasıl yapılırdı? Kabartma ve tasvirler hangi oranlarda işlenirdi? Piramitleri orta koyan eski Mısır insanları görsel sanatlarda hangi eserleri ortaya koydular?

Eski Mısır Sanatının Genel Özelliklerini Barındıran Resimlerde Tasvir ve Renklendirme Nasıl Yapılırdı?
06 Ocak 2020 - 01:03

Mısır’da yazma ve tasvir birbiriyle çok yakından bağlantılıdır. Hiyeroglif işaretleri kendileri birer resimdir ve dile getirdikleri, dizilişlerini belirleyen dilsel ve süslemeye yönelik olanları dışında, tasvirinkinden pek farklı değildir. Tersine, birçok resim, hiyeroglif metinleri içerir, bunlar görüntüyü açıklayan bilgiler verebilir ya da bazı tapınak kabartmalarında olduğu gibi, görsel öğeyi tümüyle biçimleyebilirler, Mezar kabartmalarında ana biçim iyice büyütülmüş bir hiyerogliftir, bu da kişinin adını veren ve metin dışında bırakılan işaretin yerini alır. Biçim ve metin karşılıklı olarak birbirlerine bağımlıdırlar.

MISIR SANATINDA TASVİR YÖNTEMLERİ

Batı sanatının, fotoğrafçılığın ve filmlerin görsel hünerin tersine, Mısır tasvirleri perspektifin, uzaktaki nesnenin boyunun kısa gösterilmesi ve bütün bir resim için tek, birleşik bir bakış açısının kullanılması diye tanımlanabilecek her iki ana ilkesine de dayanmaz. Onun yerine, amaçları bilgi vermek olan figürler, gösterdikleri şeylerin daha çok taslakları gibidirler.

Resim yapılan düzey hayali bir mekândan çok, özelliksiz bir öge olarak görülür; mekansal özellikler küçük figür gruplarında daha çok kullanılır. Bu özellikler dünyada evrenseldir; perspektifin, tasvirin kuralı haline gelmesi zamanla olmuştur ve hemen hemen her yerde benimsenmesinin temelinde de Yunanlıların dolaylı ya da dolaysız etkisi olmuştur.


Mısır “taslakları”nı anlayabilmek için, dile getirdiklerine aşina olmak gerekir; bir haritayı okumayı öğrenirken yaptığımız gibi. Kuramsal olarak dile getirdikleri, bir haritadaki kadar keyfî olabilir, ama aslında değildirler ve perspektifli görüntülere benzerliklerinden ötürü modern gözlemci kendini bütün eserleri perspektif içinde görüyormuş sanır. Perspektif dışı tasvir sistemleri içinde Mısır’ınki görsel görüntüye en yakın olanıdır. İnsan figürlerinde görüldüğü gibi, nesnel ve kesin matematiksel tasvir yöntemini kullanır. Ve erken Çin ve Orta Amerika sanatının karmaşık dile getirişlerine benzemeyen bir biçimde, anlaşılması ve aktarılması kolaydır.

Bu görsel özelliğin şimdiye kadar belirlenmemiş başka bazı nedenleri olabilir. Bazı kaynaklara göre, kökleri, Mısırlıların tasvirin yaratıcı gücüne olan inançlarında yatmaktadır, ama bu inancın gücü biraz abartılmış olmalı. Böyle bir düşünce en uç anlamı içinde ele alındığında, Mısırlıların yazıya düşünüldüğünden daha çok yatkın olduklarını gösterir. Başka bir açıdan bakıldığında ileride göreceğimiz gibi, sanat tasvirlerinde dile gelenler Mısır değerlerinin genel topluluğudur.

MISIR SANATINDA TASVİRLERİN BOYLARI KISALTILMAZDI

Mısırlılar bir nesneyi onun en belirgin yanlarının bir aradalığı içinde tasvir ederlerdi, bu da gerekli bilginin büyük bir kısmını ortaya koyan bir taslağın içinde yer alırdı. Çeşitli görünüşler, boyları kısaltılmadan verilirdi, bu da tek bir doğru üzerindeki biçimlerin tam olarak görülmesini sağlardı. Bu tür şekil içinde örneğin, bir kutunun önü ve yanı birbiriyle yan yana durabilir.



Eğri yüzeyli nesnelerde uygulanan yöntem daha da karmaşıktı ve sistemin bütünü için geçerli olmamakla birlikte, çok seyrek de olsa önden kısaltma yöntemi uygulanıyordu (gerçek perspektif yöntemi içinde bile bu tür nesneler en büyük zorluğu yaratırlar). Temel ilkelerden çıkan daha birçok dile getiriş biçimi vardır. Böylece, bir nesnenin gerçekte görülmeyen bir parçası, “sahte şeffaflık” içinde gösterilir, ya da bir şeyin içeriği onun tepesinde yansıtılır. Gösterilen parçaların sayısı ya da seçimi, görsel kaygılardan çok, dile getireceği bilgiye bağımlıdır.

MISIR SANATINDA RESİMLERİN GENEL ÖZELLİKLERİ

Tek bir nesnenin tasviri en iyi, kapsamlı bir bütün oluşturan insan figürü ile örneklendirilebilir. Burada ayakta duran bir figür tarif edilmektedir; duruşun ve ayrıntıların olanaklı birçok türü vardır. Temel tip sağa bakanlardır. Baş yandan alınır, içine yarım bir ağız yerleştirilir, bu aslında tam bir ağzın yarısından daha küçüktür. Yüzün üstüne tam bir göz ve kaş konur. Omuzlar tam genişlikleri ile verilir, ama vücudun ön tarafında koltuk altından bele kadar olan çizgi göğsü de içine alarak yandan verilir.

Geniş göğüs kafesi üzerinde giysilerle ilgili ayrıntılar yer alır, daha çok kolyeler ve giysilerin omuz bantları gibi, ama dönen ya da garip şekillerde duran bazı figürler dışında, vücudun belirgin bir parçası tasvir edilmez. Arka koltuk altından bele inen çizgi bağlayıcı bir çizgiden başka bir şey değildir. Bel, bacaklar ve ayaklarla birlikte yandan verilir. Göbek belin biraz çıkıntılı olan ön çizgisine yakın bir yere konur (bu yandan gösterilemez).


Ayakların çevrilişi figürün tek bir görüntü olmaktan çok bir topluluk olduğunu gösterir. 18. Hanedanın ortalarına kadar ve daha sonraları da tek bir baş parmak ile ve ayak kemeri de belirgin bir biçimde çizilerek her iki ayağın içten görünüşü verilirdi. Ayak kemerleri derinlik verilmeden gösterilemeyeceğinden biçimi verebilmek için ayak yerden kesilirdi, ikinci ayak da ayak kemerinin arasındaki boşluktan gözükürdü. Bu, sistemin kendi kendine gelişen sayısız ayrıntılarından biridir.

MISIR SANATINDA RENKLERİN KULLANIMI

Mısır dilinde renk, deri ve doğa birbirleriyle ilişkili sözcüklerdir. Renksiz bir biçim tamamlanmamış demektir ve bilerek renk katılmaması çok ender rastlanan bir durumdur. Renk, üzerine uygulandığı figür kadar şekilseldir. Görüntü amacı olmadığı için ışık ve gölgeye yer yoktur. Bütün figür tek bir renktir. Bu tek bir ton ya da tahta parçaları veya bazı hayvanların derileri kullanılarak elde edilen bir dokuma ya da şekildir.

Yararlanılan temel renkler çok fazla değildir: siyah, beyaz, kırmızı, sarı, mavi ve yeşil. 18. Hanedanla birlikte renk sayısı artar, ama hâlâ basit ve belirgindir. Renkler birbirlerine karıştırılmaz ve ender olarak bir renkten diğerine geçilir. Renk her zaman kullanıldığı halde, onu belirleyen çizgidir ve hiçbir zaman bilgi aktarmanın tek aracı değildir. Dış çizgiler zıt renklerden, seçilir genellikle de siyah kullanılır.

Toplu görüntü oluşturmada ve bütün bir duvarı kaplamada iki yaklaşımdan hareket edilir: ögeleri özelliksiz bir yüzey üzerinde düzenlemek ya da haritalarda olduğu gibi, yüzeyi, tasvir edilmiş düz bir alan olarak kullanmak. İlki hemen hemen evrenseldir, ikincisi ancak özel durumlarda ve dönemlerde kullanılırdı.
Birinci yaklaşımın resmin ögeleri arasında bağlantı kuran eklemlendirmesinin yöntemi, kayıt tutmadır.

Figürler, yeri temsil eden temel çizgisi denilen yatay çizgiler üzerinde dururlar, ama çoğunlukla böyle olmaz ve duvarın üzerine aralıklarla dizilirler. Konu açısından birbirleriyle bağlantılı olan toplu görüntüler tek bir çizgi içinde yan yana yer alırlar, ya yukardan aşağı ya da yana doğru ya da bazı durumlarda her iki türlü de duvardan olayları okumak olanaklıdır. Bir dizi toplu görüntünün farklı iki ifadesi -örneğin saban sürmekten ekin biçmeye kadar bir süreç- birbirine karşıt bir tarzda düzenlenebilir, bu da duvarın üzerindeki durumun kendi içinde bir bilgi ortaya koymadığını gösterir.
 
MISIR SANATINDA HARİTA YÖNTEMİ KULLANILMIŞTIR
Diğer seçeneği oluşturan “harita" yönteminin örnekleri, ev plânları ve çöl alanlarıdır. Her iki durumda da haritayı tanımlayan dış çizgiler -çok ender olarak belirli bir bölge gösterilir- aynı zamanda tasvir edilen figürler için temel çizgisi olarak da kullanılır. Çok ender olarak, “harita” yönteminde bir grup biçim dikey katlar halinde verilir, bu da görsel alandaki geri plan imgesini karşılar. Ama bu, perspektifte olduğu gibi, birleştirici bir bakış açısı varsayımına götüren tek özelliktir. Böyle bir varsayım başka özellikler tarafından çelinir.

Bütün Mısır tasvirlerinin en önemli özelliği, ikenografi ile birlikte ideolojik ifadenin ana aracını oluşturan ölçektir. Bir biçimin parçaları doğal oranlan içinde verilir, bu bütün görüntü için de geçerlidir, ama bütün görüntü ana figürler çevresinde bir ölçek içinde verilir. Biçim ne kadar büyükse, o kadar önemlidir. Özel mezarlarda sahibinin figürü bir duvarın bütün kabartma alanını kaplar.

Ayrıca bu kişi kollarıyla onun baldırlarına sarılmış olan karısından ve çocuklarından da bir kaç misli büyük yapılırdı. Kral tebasının üzerinde yükselir. Yeni Krallık döneminde ki savaş kabartmalarında kral ve arabası alanın neredeyse yarısını kaplar, geri kalan kısımlar Mısır askerleri, yenilmiş düşmanlar, ve kralın yakalamak için elini uzattığı minik insanları barındıran tepe üstünde bir düşman cephesi ile doldurulur. İç görsel mantık ve ilettiği ideolojik mesaj, gerçeğe yakınlık ögesine ağır basar.
MISIR SANATINDA ÖLÇEK KULLANIMI
Tapınaklardaki belli başlı kabartmalarda çok az ölçek farkı görülür, kral ve kutsal kişiler normal boyutları içinde gösterilir, diğerleri de bunlarla orantılı bir büyüklükte olurlar. Ölçek kullanımı, aynı zamanda stil açısından da gerekli olabilir. Böylece bütün dönemlerden kalan sunu taşıyıcısı tasvirlerinde genellikle kucaklarında oturan küçük boylu hayvan tasvirleri vardır. Bu tür bir düzenleme mekanda bir yandan tasarruf sağlarken, bir yandan da düzenli bir gruplaşma da oluşur. Bunun tam karşıtı, 4. yüzyıl sunu taşıyıcısı tasvirlerinde görülür; bunlar omuzlarında olağanüstü büyüklükte kazlar taşırlar. Bunun nedeni, stilde bir coşkunluk istemine bağlanabilir.

Mısır sanatının bir başka ideolojik özelliği de tasviri olmamasıdır; ama neredeyse tasvir sanatı kadar temel bir yapıya sahiptir. Korunmuş birçok eserde yaygın bir idealleştirme sezilir; şeyler oldukları gibi, değil, olmaları gerektiği gibi gösterilirler. Ama idealleştirme, ölçek kullanımı kadar seçicidir. Ana biçimler ideal bir görüntü içindedirler; çoğunlukla olgun bir gençlik tasvir edilir, bu arada kadınlar genç ve ince yapılıdırlar.

Bunlar genellikle hareketsizdirler. ikinci derecedeki biçimler buruşuk yüzlü, kel, vücutça çarpık çurpuk tasvir edilirler ve bunlar tartışıp kavga ediyor olabilirler. Bu tür ayrıntılar, en güzel Eski Krallık mezarlarında görülür, bunlar kısmen görüntüyü ilginçleştirmek ve kişilik katmak için eklenirler. Zaman dışı, soyut bir dünyayı tasvir eden tapınak kabartmalarında bu tür tasvirlere rastlanmaz.
Kafakalem.com
Kültür - Sanat

YORUMLAR

  • 0 Yorum