Finlandiya'nın Kalkınma Öyküsü 'Beyaz Zambaklar Ülkesinde' Kitabı

Grigory Petrov tarafından kaleme alınan Beyaz Zambaklar Ülkesinde eseri, yaklaşık 90 sene önce ilk kez Türkçeye çevrildi. Döneminde o kadar büyük etki alanına sahip oldu ki Kur'an-ı Kerim'den sonra en çok okunan kitap olarak yerini aldığı söylenir.

Finlandiya'nın Kalkınma Öyküsü 'Beyaz Zambaklar Ülkesinde' Kitabı

Grigory Petrov tarafından kaleme alınan Beyaz Zambaklar Ülkesinde eseri, yaklaşık 90 sene önce ilk kez Türkçeye çevrildi. Döneminde o kadar büyük etki alanına sahip oldu ki Kur'an-ı Kerim'den sonra en çok okunan kitap olarak yerini aldığı söylenir.

Finlandiya'nın Kalkınma Öyküsü 'Beyaz Zambaklar Ülkesinde' Kitabı
03 Ekim 2019 - 01:01

Finlandiya yoksul ve bağımsızlığını bile ilan edememiş bir yokluk ülkesidir. Kitapta bahsi geçen önemli isimler sayesinde bir ülkenin kalkınma hikayesi gerçeğin ta kendisiyle anlatılmaktadır. Yalnız okurken satır aralarında kendi ülkenizi ve benzer hikayeleri de anımsamanız kuvvetle muhtemel. Geri kalmışlık belirtileri her yerde aynı mı? sorusu ile dönen başınız, yazarın tespitleri ve çözümleri ile beraber aydınlanma yaşayacaktır.

KİTAP ALINTILARINA GEÇMEDEN ÖNCE...

Kitaptaki alıntılara geçmeden önce birkaç irdelemede bulunmak faydalı olacaktır.Sadece yöneticileri eleştirmek zayıf ve tembel ya da daha açık ifade ile asalak halkın işidir, der Grigoriy Petrov. Yöneticiler kadar halk da aynı suç ile ya da aynı ödül ile anılmalıdır. Çünkü o yöneticiyi de o halk yetiştirdi. O halkın arasından çıktı. O topluma mal olmuş memurlar, üst ve alt düzey tüm çalışanlar , öğretmen ve din adamlarından köylü ve anne-çocuğa kadar her biri aynı toplumun ürünüdür. Bu durumda eğer ortada bir düzensizlik, sistemsizlik, suç, ahlaksızlık varsa bu yalnızca bir ferdin, kesimin hatası değildir. Yetiştiği toplumun ortak suçudur.

HER TOPLUM LAYIK OLDUĞU YÖNETECİLERE MECBURDUR

Fakirlikten, pislikten, düzensizlikten yine kurtulacak olan halkın kendisi, kendi çabalarıdır Öncünün iyi olması için arkasındakilerin de iyi olması gerekir. Buradan her toplumun layık olduğu yöneticiyle yönetildiği gerçeğini de bir kez daha elde ediyoruz.

KALBİNDE TANRI İNANCI OLMAYAN HALKIN KURTULUŞU MÜMKÜN ZORDUR

İrdelememize devam edersek, Kitapta en çok dikkat çeken noktalardan bir diğeri, 'Din' olgusudur. Din ile diğer kavramların ayrıştırılması gerektiğine inanan birçok kesim gibi anlalatılmamış burada. Hatta şaşırarak okuyacağınız önemli bir bölüm olacaktır yazarın 'Din' görüşleri. Halkın inancı ne kadar sağlam, gerçek ve güçlü olursa gelişmişlik düzeyinin de o kadar artacağını aktarmaya çalışan yazar bu görüşünü şu ifadelerle anlatmaktadır: ''Tanrı'yı içinizde, ruhunuzda arayın. Bunu kendiniz için yapın. Daha sonra da halka Tanrı'nın doğru yolunu gösterin. Tekrar ediyorum: Kalbinde Tanrı inancı olmayan bir halkın kurtuluşu yoktur. Halkımızı kurtarın, ona Tanrı'yı verin. Ruh ve içerikten yoksun inanç formüllerini değil, Tanrı inancını telkin edin.''(Snelman)
KİTAPTAN ÖNEMLİ ALINTILAR

-Solucanlar gibi kendi küçük işleriniz ve önemsiz kaygılarınızın çevresinde üşüşerek bunların arasında kaybolmayın. Devletinizin temellerini nasıl sağlamlaştırabileceğinizi, halkınızın eğitim ve kültür düzeyini nasıl yükseltebileceğinizi düşünün!

-Bu yüzden de her halkın hak ettiği iktidarlara ve yöneticilere sahip olduğu eskiden beri söylenegelmektedir.

-Burada hepimizin hayatı ve çalışmaları sorgulanmaktadır aslındaKendi ülkemizde ne işle meşgulüz, halkımızın kaderinde nasıl bir rol üstleniyoruz?


-Müzede sadece Finli ressamların resimleri sergilenmektedir. (Milliyetçiliğe güzel bir örnek)

-Ülkenin başkenti Helsinki'yi uzun uzun anlatmaya gerek yok. Bizler, Slavlar için bu şehir canlı ve somut bir örnek teşkil edebilir. İnsanı rahatsız eden şatafat, savurganlık, gösterişten eser bile yok. Şehrin merkezinde, ana meydanda bulunan yeni gar binası, hemen yanı başında yer alan Fin Ulusal Tiyatrosu, sanat okuluyla birlikte Ateneum ve Halk Meclisi binası -her yerde tutumluluj, sadelik, güzellik ve temizlik hakimdir.

-Ülkede eğitim sisteminin bu kadar gelişmiş ve yaygın olması halkı okumaya teşvik etmekte, gazete ve kitap okuma alışkanlığı artmaktadır.

-Her tarafta okullar bulunan ülkede çok sayıda gazete çıkmakta olup, her kasabanın kendi yerel gazetesi vardır. On sekiz bin nüfuslu Vyborg'da ikisi Fince ikisi de İsveççe olmak üzere dört gazete yayınlanmaktadır. Köyde neredeyse her bir aile belli gazeteye abonedir.

-Halkı düzene, dakikliğe ve disipline alıştırın. Vicdan ve sorumluluk duygusunu geliştirin. Düzenli bir hayatın kıymetini bilmesi, kendisinin ve diğer halkların haklarına saygı duyması gerektiğini telkin edin.

-Havaya kaba küfürler saçmayın, kendi dilinizin ve arkadaşlarınızın kulak temizliğine önem verin. Galiz küfür, köpek havlamasından daha kötüdür. İnsanın zeka ve maneviyat açısından gelişmemiş olduğunun göstergesidir. Yiğitliğinizi diğerlerinin de görmesini istiyorsanız daha güzel ve asil davranış olan diğer yolları deneyin.

-Bu büyük mücadelede ilerleyebilmek için futbolcuların damarları çıkmış, kaslı bacaklarına güvenirsek, fazla uzağa gidemeyiz. Topa kafayla vurabilmek için alnın sağlam olması lazım. En sağlam alınlı canlı i,se koyundur. Koyun kafasının Finlandiya gençliği için gurur kaynağı olabileceğini sanmıyorum. (Futbolun zaman kaybı olduğunu savunuyor yazarımız)

-Halkın alt kesimlerinin hayatı, maneviyatı, karakteri ve refahı gibi konular kaderina terk edilmiştir. Sanki bu meseleler kimseyle ilgili değil, sanki ebedi olarak karar kılınmış...

-Hayat kurmak amacıyla yapılan bütün işler, malesef karanlık ve yıkıcı güçlere karşı verilen mücadele nedeniyle çoğu zaman daha da zorlaşmaktadır.

-Uyanın! Zeka ve vicdanınızın ışığını yakın! Fin halkı üzerini kaplayan balçık tabakasından henüz arındırılmamış ve usta bir sanatçı tarafından işlenmeyi bekleyen çok değerli bir elmastır.

-Herhangi dini bir görevi olmayan ben sizlere -kilisenin hizmetkarlarına şunu söylemek istiyorum: Halkın içindeki Tanrı yok olmakta, ölmektedir. Bundan daha korkunç ne olabilir? Kendi vicdanınız, halkınız ve Tanrı önünde dürüst olmak istiyorsanız, çevrenizde suçlu aramayın. Bilimi, felsefeyi ve aydınları suçlayarak, ikiyüzlülerin bugüne kadar yaptığını sizler de tekrarlamayın. Kendinizi suçlayın! Kendinizi tedavi edin! Halka öğretmeniz gerekenleri önce kendiniz öğrenin! Tanrı2yı içinizde, ruhunuzda arayın. Bunu kendiniz için yapın. Daha sonra da halka Tanrı'nın doğru yolunu gösterin. Tekrar ediyorum.Kalbinde Tanrı inancı olmayan bir halkın kurtuluşu yoktur. Halkımızı kurtarın. Ona Tanrı'yı verin. Ruh ve içerikten yoksun inanç formüllerini değil, Tanrı inancını telkin edin. Konuşmasını bitiren Snelman eğilerek meclisi selamladı. Söyledikleri dinleyenler üzerinde farklı etki bırakmıştı.

-Çocuklu her aile, yanmakta olan canlı bir çalıdır. Fakat biz bu çalıya kirli el ve ayaklarla, üzerimizde pis kıyafetlerle yaklaşıyoruz.Anne ve babaların evde dağınık ve kirli kıyafetlerle, yarı çıplak vaziyette ve kirli çamaşırlarla dolaşmaları ne kadar büyük bir hataysa çocuklara karşı tavırları, onlarla konuşurken ve iletişim kurarken samimi olmamaları bundan daha büyük bir suçtur.

-Bu noktada Lev Tolstoy'un söylediklerini hatırlamakta fayda var:
''Hayattaki aşırı düzensizliğin başlıca nedenlerinden birisi herkesin hayatta iyi bir düzen kurmaya çalışması, fakat hiç kimsenin hayatın kendisini düzene sokmak istememesidir.''

-Kendimize, halk kitlelerine çalışkanlık,azim ve disiplin, güçlü irade aşılayalım. Bu özelliklere sahip nesiller yetiştirelim. Slavlara has aşırılık, disiplinsizlik ve tutarsızlıık gibi toplumsal zaafları zamanımızı, gücümüzü ve kaynaklarımızı idareli kullanmak suretiyle tedavi edelim. Slav kalbinde var olan, fakat yeteri kadar gelişmemiş, çoğu zaman ise gizli kalmış insanlara, doğaya, ışıklı ve güzel olan her şeye karşı sonsuz sevgi hissini derinleştirelim. Antik Yunanistan'ın zenginliği sadece mermer yatakları ile sınırlı değildi. Bu halk aynı zamanda heykel sanatını zirveye taşıdı ve dahi heykeltraşlar yetiştirdi. Doğa biz Slavlara akıl, sanatçı yeteneği, geniş bir kalp ve hassas, duygusal vicdan gibi büyük ve güçlü manevi değerler bahşetmiştir. İşte bu nedenle bizler hayatın kurucuları ve büyük Slav kültürünün yaratıcıları olabiliriz ve olmalıyız.
 
Kitap  Kafakalem                                                                                                                                        

 

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Yasemin
    2 hafta önce
    Keşke ilkokul sıralarından itibaren bu tip kitaplarla tanışma şansımız olsa. Böyle kitaplarla geç karşılaşmasak. Tüm arkadaşlarıma, tanıdıklarıma tavsiye ediyorum.