Kaçıranlar İçin: Akıllara Durgunluk Veren Palu Ailesi Olayı

Gün yok ki ülkemizde ilginç, akıllara durgunluk veren bir olay yaşanmasın

Kaçıranlar İçin: Akıllara Durgunluk Veren Palu Ailesi Olayı

Gün yok ki ülkemizde ilginç, akıllara durgunluk veren bir olay yaşanmasın

Kaçıranlar İçin: Akıllara Durgunluk Veren Palu Ailesi Olayı
12 Ocak 2019 - 01:41

Gün yok ki ülkemizde ilginç, akıllara durgunluk veren bir olay yaşanmasın. Özellikle ülkemizde dikkat çeken, başlıklar açılan, çok konuşulan olayların konuları da az çok belli olduğuna göre tahmin edersiniz ki Palu Ailesi Olayı da tüm kriterleri taşıdığı için iki üç haftadır oldukça gündemde.

Müge Anlı'nın Programında Yine Olan Oldu!

Müge Anlı'nın programına konuk olan Palu Ailesi, tuhaf hikayeleriyle gündeme bomba gibi düştü. Anlattıklarıyla dudak uçuklatan aile üyelerinin ilginç tipleri ise izleyenlere korku filmi sahnelerini aratmayan cinsten. Palu Ailesi kimdir? Neden bu kadar çok konuşuldu? Palu Ailesinin sırlı olayları nelerdir ve bu sırlı olaylar gerçekten yaşanmış mı en önemlisi? Anladığımız kadarıyla aktarmaya çalışacağız.

Korku Ve Psikolojik Gerilim Filmi Serisi!

Çekirdekleriniz de hazırsa buyurun başlayalım korku ve psikolojik gerilim filmi serimize:

Palu Ailesi Kimdir?

""Kocaeli'nde ve İstanbul'da yaşayan Palu Ailesi'nin esrarengiz hikayesi kızlarının evlenmesiyle başlıyor aslında. Havva ve Harun Palu'nun Emine ve Meryem isimli iki kızı, İsa ve Fatih Palu isminde de iki oğulları bulunmakta.
Kızları Meryem Palu...
Kızları Meryem Palu henüz birkaç senelik evliyken çat kapı baba evine geliyor ağlayarak. Kocasının yıllardır kendisine işkence yaptığını ve fuhşa zorladığını itiraf ediyor. Kız kardeşinin eşi Tuncer Ustael ise bu olayı tetikleyerek kaynanasını ve kayın pederini dolduruyor. Bacanağını kötülüyor ve baldızının kötü yola düşmesini aileden herkese duyuruyor. Yavaş yavaş etkisi altına alıyor herkesi. Derken efendim, Evin babası, kayın peder Harun Palu, damadını öldürüyor. Oğlu İsa ise, babasıyla iş birliği yapmasına rağmen baba Harun Palu, yaşlı olduğu için tüm suçu üstleniyor. Hapse giriyor. Kayın peder hapse damat ise mezara gidiyor. Asıl olayla ise bundan sonra başlıyor. Kocası ölen Meryem ve kızı Melike baba evine dönüyor.
Damat Tuncer Ustael... Şarlatan ve Dolandırıcı Adam!
Evin diğer damadı Tuncer Ustael, bacanağının ailesinin kan parası alabileceği ihtimalini de göz önünde bulundurarak, Palu ailesini zehirlemeye demeye devam ediyor. Kan parasından aileyi kurtarmak için Palu Ailesinin sahip olduğu beş daireyi kendi üzerine aldırıyor.
Kendi Ailesine De Benzer Olayları Yaşattı!
Asıl amacına ulaşan damat Tuncer Palu, kendi ailesinden de zaten benzer olaylar nedeniyle kovulmuş durumda bu arada. Kendi düğününde babasının maddi destekte bulunmadığını ve kız kardeşine yardımda bulunmasını kıskanıyor. Kıskanç Tuncer fitnelerini konuşturmaya burada, kendi ailesinde başlıyor.
Kız Kardeşini Fahişelikle Suçladı!
Kız kardeşini fahişelikle suçlayan fitneci damat, babasına yalan yanlış şeyler anlatmaya devam ediyor. Amacı ise babasına kız kardeşini öldürtüp mirasa konmak. Baba, bu kadar da olmaz vay sahtekar, dolandırıcı diyerek oğlunu başından def ediyor.
Damat Olarak Geldiği Evde De Doğru Durmadı...
Fakat Tuncer Ustael, damat olarak geldiği evde de tuhaf planlarına ve miras sevdasına devam ediyor. Tüm aileyi tuhaf dedikodularla, iftiralarla, tecavüz görüntülü şantajlarla ve büyülerle, muskalarla etkisi altına almayı başarıyor. Maksat belli: Beş daireye ve mirasa konmak.
Kan Parası Kandırması Ve Miras Derdi...
Gelelim kan parası kandırmasıyla Palu Ailesine yaptıklarına... Üzerine aldığı beş dairenin de parasını çatır çutur yedikten sonra, Palu Ailesinin oturduğu evin duvarlarına tuhaf, ayetle ilgisi olmayan Arapça yazılar yazmaya başlıyor.
Duvarların Arasından Büyüler Ve Muskalar Çıkıyor!
Duvarların arasına oyup oyup sıkıştırdığı kağıtların birer muska ya da büyü olduğu düşünülüyor. Palu ailesi evlerine büyü yapıldığını düşünerek burayı da apar topar dağıtıyorlar. Tüm eşyalarını mahallede kapı kapı dağıtıp adeta kaçıyorlar. Peki ama nereye? Onca insan, Palu Ailesinin onca üyesi bir arabada yaşamaya başlıyor.
Tam Üç Ay Arabada Yaşıyorlar!
Tam üç ay arabada yaşayan Palu Ailesinin travmaları burada yeşermeye başlıyor anladığımız kadarıyla. Tüm ailenin baskı altında olduğu ve psikolojilerinin bozuk olduğu her hallerinden belli olan zavallı aile hala bu tuhaf damatlarına hayranlık da besliyor program başlıyor.
Adeta Stokholm Sendromu!
Adeta Stockholm Sendromu yaşayan Palu ailesi arabada yaşadıkları sürece Meryem'in bir gece saat ikide arabadan uzaklaşması sonucu kızlarından bir daha haber alınamıyor. Bu arada Damat Tuncer Ustael, evdeki herkese tecavüz ediyor. Bu tecavüz görüntüleriyle de tek tek şantaj ve etki altına alma çalışmalarını hızlandırıyor.
Baldızının Tecavüzüne Uğramış!
Meryem de bundan payını alıyor. Fakat bu olay tutanakta, damat Tuncer Ustael'in baldızı tarafından altı yedi kez tecavüze uğradığı yalanıyla kapanıyor.
Müge Anlı Bu Kadarını Kaldıramıyor!
Zaten Müge Anlı bu esnada programda çıldırıyor. Kadıncağız bu kadarına da pes diyerek artık tepkisini tatlı sert bir şekilde gösteriyor. Meryem'i öldürenin de Tuncer Ustael olduğu sonradan öğreniliyor.
Çocukların Karnına Taş Bağlıyorlar!
Meryem'in kızı Melike'ye ve oğlu Recep'e türlü işkencede bulunun Tuncer Ustael ve Palu Ailesi çocukların karnına taş bağlayarak cezalar veriyor. Çocuklara aynı zamanda tecavüz de ediliyor ne yazık ki. Melike içine şeytan kaçtı iddiasıyla ispirto ve sirke içilerek öldürülüyor, Recep ise evden kaçıyor. Recep evden üç kez kaçmayı denediyse de hepsinden tekrar eve, ailesine bir şekilde teslim ediliyor. Üçüncü kaçışında başarılı oluyor. Fakat programda hep üstü kapalı bahsediyor o günlerden... Tam olarak Melikeyi de hatırlamadığını ifade ediyor. Ama aç bırakıldıklarını ve işkence gördüklerini çok net hatırladıklarını söylüyor.
Bu kadarına Pes Dediğinizi Duyar Gibiyiz!
Bu kadarına da pes dediğinizi duyar gibiyiz. Toplumun ahlak yapısını ve çocukların psikolojisini bozan bu korkunç hikayenin devamını nasıl anlatacağımızı kara kara düşünürken, sizlerinde sitem dolu cümlelerinizi duymaya çekiniyoruz...
Yıl 2011...
2011 yılında Palu Ailesi torunları Melike'nin ve kızları Meryem'in öldürüldüğünü söyleseler de kanıt bulamadıkları için damatları serbest bırakıldı. Kızları Emine ile evli olan Tuncer Ustael, Emine'ye de türlü işkence ve zorbalıklarda buluyor. Kendi çocuklarına da birçok işkencede bulunuyor Tuncer Ustael. Kayın peder, Harun Palu bilinemeyen bir nedenden dolayı ruh sağlığını kaybediyor. Bunun üzerine damat ve ailesinden artık korkan Palu Ailesi, her türlü felakete hazır ve nazır bekleyerek hiçbir şikayette bulunmayıp, siniyorlar bir köşeye.
Tuncer Ustael'e Adeta Biat Ediyorlar!
Tuncer Ustael'e adeta biat eden Palu Ailesinin her bir ferdi ruh sağlığını ve düşünme yetilerini kaybeder durumda ortalıkta dolaşmaya başlıyorlar. Ve böylece dosya kapanıyor.
Yıl 2018...
2018 yılında olaylar Müge Anlı'ya kadar geliyor. Palu Ailesi avukatlarına durumu anlattığında avukatları bu durumu Müge Anlı'ya taşımayı öneriyor Palu Ailesine.
Son Olarak...
Tuncer Ustael ve eşi Emine tutuklanıyor. Fakat polis, tutuklamak için programın sonuna kadar bekliyor. Nedeni sorulduğunda şu ilginç cevap geliyor: O kadar heyecanlı  bir programdı ki bölmek istemedik... Ne denebilir, başından sonuna kadar insanı dehşete düşüren yadırganacak haller.
Başkan Recep Tayyip Erdoğan'dan Palu Ailesi Yorumu...
Ak Parti'nin toplantılarında gündeme gelen Palu Ailesi olayı tartışıldı. Olayın çocuklar üzerindeki etkisi uzun uzun tartışıldı. 
Başkan Erdoğan Şu Açıklamalarda Bulundu:
Medya ve kadın konusunda yapılan çalışmalar, bu alandaki en iyi uygulama örneklerinin başında medyanın izlenmesi ve ayrımcılığın teşhir edilmesi olduğunu ortaya koymaktadır. Bu çerçevede Türkiye'de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bünyesinde kurulacak bir Medya İzleme Merkezi, medyayı toplumsal cinsiyet eşitliği, ailenin korunması ile kadın, çocuk ve özürlü hakları bağlamında etik ilkeler çerçevesinde izleyip raporlar hazırlamalıdır. Bu raporları da ilgili sivil toplum kuruluşlarına gönderecek bir ağ oluşturarak kamuoyuna ihlalleri duyurmalıdır. Böylelikle gerekirse toplum tepki gösterebilecek yani kamu doğrudan medyaya müdahale etmeyecek ama aynı zamanda ayrımcılıkla mücadelede kamuoyu denetimi kolaylaşacaktır. Bu çalışmadan örgütlü sivil toplum kuruluşları da yararlanabilecek, raporları da kullanarak ihlallere yönelik tepkisini daha fazla duyurabilecektir. Bu tepkiler medyanın can damarı olan reklam verenlere yöneltildiğinde yaptırım gücü de artacak, reklam verenlerden medya kuruluşlarına doğru yönelecek, kamu otoritesinin müdahalesine gerek duyulmaksızın somut kazanımlar elde edilebilecektir. Buradaki temel sorumluluk Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na ait olacaktır.Kafakalem.comHaber