Sultan Murat Döneminde Yaşamış Osmanlı Alimlerinden Kadızade Rumi Ve Timur'un Torunu Uluğbey

Osmanlı Devleti'nin sac ayaklarından birini alim ve bilginler oluşturuyordu. Sadece halka bilgiler veren insanlar olmayan bu alimler, yönetimdeki birçok ismin de hocalığını yapıyordu. Osmanlı alimlerinden Taşköprülüzade Ahmet efendi'nin yazdığı kitap olan 'Osmanlı Bilginleri' eserinden Sultan Murat Hüdavendigar döneminde yaşamış, Emir Timur'un torunu Uluğ Bey'in üstadlığını yapmış, Kadızade Rumi (Kadı Mahmut oğlu Musa)'yı sizler için derledik. Kitap tavsiyesi: Osmanlı Bilginleri.

Sultan Murat Döneminde Yaşamış Osmanlı Alimlerinden Kadızade Rumi Ve Timur'un Torunu Uluğbey
13 Ocak 2020 - 06:52

Babası Kadı Mahmut'un kadılık yaptığından dolayı 'kadızade' olarak bilinen Mahmut oğlu Musa, seyahatlere önem veren bir alimdi. Halk ve devlet adamları sürekli yanına gelir hayır dualarını almak isterdi. O bölgelerde herkesçe tanınıp 'Kadızade Rumi' lakabıyla bilinir oldu. O bölgede Semerkant emirinin hizmetine girdi. Bu şahsın adı, Emir-i Azam Uluğ Bey b. Şahruh b. Emir Timur idi.

Emir, Kadızade Rumi’ye büyük ilgi gösterip ondan bazı ilimler öğrendi. Emir, matematik ilimlerini çok severdi. Kadızade Rumi’nin gözetiminde matematik ilimlerine dair bir çok kitap okudu. Bu dersler sayesinde matematik ilimlerinde büyük başarı gösterip akranlarını, hatta kendinden öncekileri geçti. Kadızade Rumi H. 815 yılında hendese sahasının temel kaynaklarından Eşkalu’tte’sis’i, 814 yılında heyet ilmine dair Kitabu’l- Çağmini’yi şerh etti.

OSMANLI BİLGİNLERİNDEN KADIZADE RUMİ MATEMATİK MERAKLISIYDI

Rivayete göre Kadızade Rumi Seyyid Şeriften de ders almış ancak onunla uyuşa- mayarak dersini bırakmıştı. Seyyid Şerif onun hakkında ‘Mizaç olarak matematik ilimlerine ilgisi daha baskın’ derken, o hocası Seyyid Şerif hakkında ‘Matematik ilimlerinde faydalı olamaz’ demiştir. Kendisi Seyyid Şerifin Şerhu’l-Mevakıf adlı eserini incelemiş ve bir çok noktada onun görüşlerini reddetmiş, fakat bu retlerini yazıya dökmeyip kitabın kenarına haşiye düşmüştür.

Kitabın kenarında daire içine alarak yazdığı haşiyeler, reddettiği noktaları oluşturmaktadır. İran uleması öğrencilerini işte bu reddiye noktalarındaki maksatları sorarak imtihan ederlerdi. Anlatıldığına göre Semerkant beldesinde dörtgen mimariye sahip ve bir çok odadan oluşan bir medrese vardı. Kenarlardan her biri başka bir ilim dalına ayrılmış ve bunlara da bir müderris verilmişti. Kadızade Rumi bu müderrislerin başı olarak görev yapmıştı. Müderrisler medresenin gelenekleri icabı öğrencileriyle birlikte Kadızade Rumi’nin huzurunda toplanır ve hep beraber ondan ders alırlardı. Osmanlı alimlerinden Kadızade bu dersin ardından evine gider, müderrisler de görevli oldukları bölümdeki derslerine devam ederdi. Kadızade Rumi’nin bazı derslerinde Emir Uluğ Bey de bulunurdu.
 

KADIZADE RUMİ EMİR TİMUR'UN TORUNU ULUĞ BEY'E UNUTAMAYACAĞI BİR DERS VERDİ

Bir keresinde Emir müderrislerden birini görevden aldı. Bunun üzerine Kadızade Kadızade Rumi, birkaç gün derslerine ara verdi. Uluğ Bey, Kadızade’nin rahatsızlandığını zannederek evine ziyarete gitti. Kadızade Rumi gayet sağlıklıydı. Birkaç gündür derslere niçin gelmediğini sorunca şöyle cevap verdi: “Ben, sufi şeyhlerinden birinin hizmetinde bulundum. O şeyh bana dünyevi makamlar içinde genel olarak sadece sahibinin azledilmediği bir makamı kabul etmemi tavsiye etmişti. Bugüne kadar müderrislik makamını böyle bir makam sanıyordum. Bu makamın sahiplerinin de azledildiğini görünce ben de o makamı terk etmeyi uygun gördüm." dedi.

ULUĞ BEY'İN HAYALİ OLAN GÖZLEMEVİ BİTİRİLEMEDİ

Emir Uluğ Bey, yaptığından dolayı Osmanlı alimlerinden olan Kadızade Rumi’den özür diledi ve ders vermeye geri dönmesi için bir sürü dil döktü. Görevden uzaklaştırdığı müderrisi görevine iade etti ve bundan sonra bir daha hiçbir müderrisi azletmeyeceğine dair yemin etti. Bunun üzerine Kadızade Rumi de tedris faaliyetine geri döndü.

Emir Uluğ Bey, eski bilginlerin gözlemlerindeki tutarsızlıklardan dolayı yıldızları daha sağlıklı bir şekilde gözlemlemek istiyordu. Gözlemevinin mekanı olarak Semerkant’ı uygun gördü. Gözlemevinin kurulması işini önce Gıyaseddin Cemşid üstlendi. Onun ölümü üzerine projeyi Molla Musa yani meşhur lakabıyla Osmanlı alimlerinden Kadızade Rumi üstlendi. Gözlemevi bitirilemeden o da Hakk’ın rahmetine kavuştu. Gözlemevi, Molla Ali b. Muhammed el-Kuşçu tarafından bitirildi.

Kitap Tavsiyesi: 2020 okuma listesi oluşturmadıysanız, listenin başına 'Osmanlı Bilginleri'ni ekleyebilirsiniz. Okuduktan sonra Kafakalem.com'a kitap değerlendirmesi veya kitap özeti olarak gönderebilirsiniz.

 


YORUMLAR

  • 0 Yorum