Türk edebiyatının en çok satan kitaplarından biri; Sabahattin Ali'ye ait Kürk Mantolu Madonna kitabının özeti

Sabahattin Ali'nin askerlik yıllarında kaleme aldığı ve günümüzde her ay on binlerce satan Kürk Mantolu Madonna hakkında detaylar nelerdir? Kürk Mantolu Madonna özeti nedir ve kitabın karakterleri kimlerdir? Detaylar haberimizde...

Türk edebiyatının en çok satan kitaplarından biri; Sabahattin Ali'ye ait Kürk Mantolu Madonna kitabının özeti
Editör: Senem Kara
07 Nisan 2021 - 03:00

KÜRK MANTOLU MADONNA ÖZET

Türk edebiyatının başarılı isimlerinden biri olan Sabahattin Ali'nin kaleme aldığı Kürk Mantolu Madonna yazarın en önemli romanı olarak bilinmektedir. 
Sabahattin Ali tarafından 1943 yılında yayınlanan kitap, ilk olarak Hakikat gazetesinde 1940 ve 1941 yıllarında "Büyük Hikaye" başlığı ile yaklaşık 48 bölüm şeklinde tefrika edilmiştir. 
Ayrıca Sabahattin Ali'nin, Kürk Mantolu Madonna adlı eserini Eskişehir Büyükdere'de askerlik görevini yerine getirirken çadırda yazdığı bilinmektedir. Gazeteye günü gününe yetiştirmek için elinden geleni yapan yazar rivayete göre at üstünde romanını yazarken attan düşmüş ancak sağ bileği çatlamasına rağmen yine de yazmaya devam etmiştir. 

KÜRK MANTOLU MADONNA ÖZET VE KARAKTERLER

Kitabın anlatıcısı Ankara'da yaşamakta olan ve kendi halinde yaşamını sürdüren toplumdan soyutlanmış bir kişidir. İşe girdiği yerde Raif Efendi ile tanışmıştır. Ancak Raif Efendi olabildiğince içine kapanık, dış dünya ile iletişim kurmayan, sessiz, melankolik, çok fazla konuşmayan biridir. 
Anlatıcı Raif Efendi'nin neden bu halde olduğunu merak ettiği için ona yaklaşmaya çalışmaktadır. 
Raif Efendi önceki yıllarda Almanya'da bulunan ve ileri derecede Almanca bilen biri olduğu için çalıştığı şirkette tercüme işlerini yapmaktadır.
Ömrü boyunca türlü haksızlıklara boyun eğmiş, işlerini aksatmadan yapmasına rağmen patronu tarafından sıklıkla azarlanmış ve sevmediği bir kadınla evlenmeye mecbur bırakılmış olan Raif Efendi, hastalanıp genç yaşında ölüm döşeğinde yattığında ise anlatıcının yardımları ile hayata tutunmayı başarmıştır. 
Yaptığı yardımlar ile aileden biri gibi olan anlatıcı ise Raif Efendi'ye kendi ailesinden bile yakın biri haline gelmiştir. Bu süreç içerisinde Raif Efendi'nin not defterine ulaşan anlatıcı geri planda kalmıştır ve artık hikayenin kalan kısmı Raif Efendi'nin tuttuğu notlar üzerinden okuyucuya aktarılmaktadır. 
Raif Efendi Havran'da doğmuş ve henüz yirmili yaşlarında iken babasının isteği üzerine Berlin'de ki sabun fabrikalarında çalışmaya gitmiştir.
Bu fabrikalarda çalışma amacı sabun işçiliğinin detaylarını öğrenmek ve babasına ait olan sabun fabrikalarında işleri geliştirmek olan Raif Efendi, kısa süre içerisinde bir fabrikada iş bulmuştur. 
Ancak bir hafta sonu gitmiş olduğu resim galerisinde Kürk Mantolu Madonna adlı tabloya hayran kalan Raif Efendi, sanatçının bu portresine adeta aşık olmuştur. 
Daha önce hissetmediği duyguları yaşayan ana karakter daha sonra portrenin Andrea Del Sarto tarafından yapıldığını ve "Madonna delle Arphie" isimli tablodaki Madonna'nın portresine benzediğini fark etmiştir. 
Her fırsatta aşık olduğu tabloya bakmaya giden Raif Efendi, bir gün tablonun başında bir kadın ile tanışmıştır. Bu kadın ise tablonun sahibi sanatçı Maria Puder'dir.
Raif Efendi kadının kendisi ile dalga geçtiğini düşünse de daha sonra kadının tablonun sahibi olduğunu öğrenmesi ile geri dönüşü olmayacak bir yola girmiştir. 
Küçük yaşlarda babasını kaybeden ve annesi ile hayatını sürdüren Maria Puder ise Kürk Mantolu Madonna tablosunda kendisini resmetmiştir. 
Ayrıca sanatçı kişiliğinin yanı sıra geceleri bir kabarede şarkıcılık yapan Maria Puder, her ne kadar erkeksi bir kadın olsa da çekiciliği ile de dikkat çekmektedir ve erkeklerden nefret etmesine rağmen Raif Efendi'ye gün geçtikçe ısınmaya başlamıştır. 
Farklı karakterlere sahip olan ikiliden Raif Efendi, Maria'yı oldukça sevmektedir. Ancak Maria'nın kendisine olan duygularından bir türlü emin olamamaktadır.
Bir gün Maria'nın rahatsızlanması ve hastaneye kaldırılması üzerine Raif Efendi'nin Maria'nın yanından ayrılmayışı sayesinde Maria duygularını zor da olsa Raif Efendi'ye ilan etmiştir.
Ancak bu sırada Türkiye'den babasının ölüm haberini alan Raif Ankara'ya dönmek zorunda kalmıştır. Maria ise annesinin yanına Prag'a gitmiştir. 
Gitmeden önce Maria'yı çok sevdiğini ve ne zaman isterse geleceğini söyleyen Raif Efendi ve Maria mektuplaşmaya başlamıştır. 
Daha sonra Türkiye'de kendisine bir düzen kuran ve Maria ile mektuplaşmaya devam eden ana karakter, Maria'nın kendisine bir sürprizi olduğunu söylemesine rağmen bir daha ondan mektup alamayışı üzerine yıkılmıştır. 
Yıllarca mektup alamayan Raif Efendi ise sevgilisinden ümidini keserek evlenmiş ve aile kurmuştur. Ancak bir yandan da mektupların kesilmesini hayra yormaz ve Maria'nın kendisinden sıkıldığını düşünmüştür.
Ancak yıllar sonra düzenini kuran Raif Efendi yolda iki kişi ile karşılaşmıştır. Bunlardan bir Berlin'de kaldığı pansiyonun sahibi Frau Van Tiedemann'dır. 
Raif Efendi bu adamdan, Maria'nın hamile olduğunu bunu kendisine söyleyemediğini ve doğum sırasında hayatını kaybettiğini öğrenmiştir. Hatta pansiyon sahibi adamın yanındaki çocuğun da Maria'nın çocuğu olduğunu öğrenmiştir. 
Ancak Frau von Tiedemann kız çocuğu ile birlikte trene binerek Bağdat'a doğru yola çıkmıştır.
Ölümünün yaklaştığını anladığı zamanlarda, güzel geçen günlerini not ettiği bu defteri iş arkadaşından yakmasını isteyen Raif Efendi'ye rağmen iş arkadaşı yani ilk anlatıcı Raif Efendi'yi daha iyi tanıyabilmek için bu defteri okumuştur. 

KÜRK MANTOLU MADONNA KARAKTERLERİ 

Raif Efendi: Kitabın asıl kahramanıdır. Sessiz, sakin, ahlaklı aynı zamanda sıkıntılarını başkalarına belli etmemektedir. Sessizliğinin nedeni ise aşık olduğu kadına duyduğu sevdadır. 
Maria Puder: Raif Efendi'nin aşık olduğu kadındır. Ayrıca Kürk Mantolu Madonna'nın kendisidir. 
Rasim: Raif Efendi'nin genç iş arkadaşıdır. Raif Efendi'nin gizemini notlar sayesinde öğrenmiştir. 
KÜRK MANTOLU MADONNA SÖZLERİ 
●    "Şimdi ben gidiyorum. Fakat ne zaman çağırırsan gelirim…" 
●    "Ruhum bir ağaç kurdu gibi beni kemirmekten başka ne yapıyordu?" 
●    "Ben dünyadan ziyade kafamın içinde yaşayan bir insanım…" 
●    "Hiçte fena insanlar değillerdi, yalnız boş bomboş mahluklardı." 



YORUMLAR

  • 0 Yorum