Yaşar Kemal'den Yer Demir Gök Bakır; konusu, karakterleri ve özeti

Yaşar Kemal'in roman üçlemesinin ikinci kitabı olan Yer Demir Gök Bakır hakkında detaylar... İşte sevilen yazarın Yer Demir Gök Bakır romanın konusu ve özeti...

Yaşar Kemal'den Yer Demir Gök Bakır; konusu, karakterleri ve özeti
Editör: Senem Kara
11 Haziran 2021 - 22:45

YER DEMİR GÖK BAKIR ROMANI HAKKINDA

Türk edebiyatının önemli isimlerinden biri olan Yaşar Kemal tarafından kaleme alınan Yer Demir Gök Bakır isimli roman aslında yazarın Dağın Öte Yüzü adını vermiş olduğu roman üçlemişinin ikinci kitabı olarak bilinmektedir.
Toplamda kırk yedi bölümden oluştuğu bilinen eserin ilk olarak 1962 yılında Cumhuriyet Gazetesi’nde tefrika edildiği ayrıca 1963 yılında ise kitap haline getirildiği bilinmektedir.
Yazar üçlemenin ilk kitabı olan Ortadirek’te köy halkının Çukurova’ya inişini, göç sırasında yaşanan olayları ve verim alınamayan bir tarlada pamuk toplanma sürecini anlatmaktadır.
Üçlemenin ikinci kitabı olan Yer Demir Gök Bakır’da Çukurova bölgesine pamuk toplamak amacı ile gelen köy halkının verimsiz toprak nedeni ile para kazanamadan köye geri dönüşlerine değinilmiştir.
Son kitap olan Ölmez Otu’nda ise Çukurova köy halkının yaşam mücadelesinden, pamuk işçiliğinin zorluğundan bahsedilmiştir ancak bir de bir gencin Zeliha’ya olan aşkına ve Sefer’i öldürerek intikam almaya çalışmasına yer verilmiştir.

YER DEMİR GÖK BAKIR KONUSU

Yer Demir Gök Bakır adlı eserde Çukurova köy halkının Tüccar Adil Efendi’ye borçlarını ödemek üzere verimsiz bir pamuk tarlasında çalışmaya mecbur kaldıkları anlatılmaktadır.
Yaşamış oldukları çaresizliğin yanı sıra Muhtar Sefer’in ihanetiyle ümitsizliğe de kapılan köylüler çareyi Topbaş isimli bir adamı ortaya çıkararak onun yardımları sayesinde kurtulabilmekte bulmuşlardır.

YER DEMİR GÖK BAKIR ÖZET

Çukurova’nın Yalak Köyü sakinleri geçimlerini pamuktan sağlamaktadırlar. Ancak köy halkından biri olan Adil Efendi köylünün emeğini sömürmeyi çok seven birisidir. Köylüye borç vermiş ve hasat zamanında borcunu geri alacağını söylemiştir. 
Ancak o yıl içerisinde Muhtar Sefer ve Koca Halil nedeni ile köylüler beklenilen hasatı yapamamışlardır işte bu sebeple de köylünün Adil Efendi’ye olan borcu artmıştır.
Koca Halil köylünün bu duruma düşmesinin sorumlusunu kendisi gördüğü için suçluluk duygusu yaşamaktadır hatta bu duygudan dolayı oğluna kendisinin öldüğü haberini yaymasını söylemiştir.
Fakat Koca Halil aslında kendisini ambara kilitlemiştir ve günlerce karanlık olan bu ambarda günlerini geçirmiştir. Oğlu babasını bu düşünceden ne kadar vazgeçirmeye çalışsa da bir türlü onu ikna edememiştir.
Diğer yandan Koca Halil’in gelini Fatma kayınpederini bu durumdan kurtarmak istemektedir bu nedenle köylüyü evin önüne toplamıştır.
Koca Halil’in de ortaya çıkması ile köylüler onu suçlu bulmadıklarını söylemiştir ancak adam yine de ikna olmamıştır. Kendisi ile alay edildiğini onu bir şekilde öldüreceklerini düşünen Koca Halil bir anda ortadan kaybolmuştur ve bir daha kimse onu görmemiştir.
Diğer yandan köylülerin aklında tek bir şey vardır o da Adil Efendi’nin bir gün köye geleceği ve onların bütün mal varlıklarına el koyacağıdır. Bu zamana kadar kimseye borçlu kalmayan köy halkının en büyük korkusu ise çevrede yer alan köy ve kasabalara rezil olmaktır.
Bu süreçte Muhtar Sefer köylüyü toplamıştır ve Adil Efendi’ye karşı gelebilmek için köylülerin ellerinde neleri varsa hepsini saklamasını söylemiştir.
Bu plana göre Adil Efendi köylünün zaten zor durumda oluğunu görecektir ve kimseden bir şey istemeden geri gidecektir. Köylünün aklına yatan bu plan aynen bu şekilde uygulamaya konmuştur.
Köylü eşyalarını kazdıkları çukurlara gömmüş üstlerinde yırtık kıyafetler ile Adil Efendi’nin gelmesini beklemeye başlamışlardır. Kılık değişikliği yapmayan iki kişi ise Taşbaşoğlu ile Muhtar Sefer’dir.
Aradan uzun bir süre geçmesine rağmen Adil Efendi bir türlü köye gelmemiştir köylü ise beklemekten sıkılmaya başlamıştır ve öfkelerini muhtara yönlendirmeye başlamışlardır. Muhtar ise planı değiştirmiştir ve köylüye her şeylerini gömdükleri yerden çıkarmalarını ve Adil Efendi’nin kapısına götürmelerini söylemiştir.
Taşbaşoğlu ise köylünün Muhtar Sefer’i dinlememesini ona inanmamasını söyle de köylü muhtara çoktan inanmıştır. Taşbaşoğlu her ne kadar muhtarın yalanlarını köylüye söylese de yine de başarılı olamamıştır.
Diğer yandan Taşbaş’ın karısı bir kavgada yaralanmıştır bu olay üzerine köylüye bela okumaya başlayan Taşbaşoğlu’na köy halkı hem hak vermektedir hem de öldürmek istemektedir.
Ancak bu adamın okumuş olduğu belaların gerçek olmasında korkan köylü Taşbaşoğlu’ndan kaçmaya başlamıştır hatta artık her şey bu adamın dediklerine göre yapılmaktadır.
Adil Efendi’nin köye gelmemesi üzerinde muhtarın yalan söylediğini anlayan köylü bu sefer de daha önceden öldürmek istedikleri Taşbaşoğlu’nun yanına geçmişlerdir. 
Muhtar ise Taşbaşoğlu’nun yerine geçeceğinden korktuğu için halkı ona karşı kışkırtmaya başlamıştır ancak köylü bu sefer muhtara inanmamıştır. 
Muhtar bu durumdan ve öldürülmekten tedirgin olduğu için köy kurulunu da yanına alarak Adil Efendi’nin yanına gitmiştir. Adil Efendi de köylünün bütün borcunu sildiğini, köylüye yeniden borç vereceğini ve köye de gelmeyeceğini söylemiştir.
Taşbaşoğlu’nun ise ermiş olduğu dilden dile yayılmaya devam etmektedir. Muhtar bu adam ile köylünün arasına girebilmek için bir ziyafet vermiştir ancak bu ziyafette bile Taşbaşoğlu’nun ermişliği hakkında konuşulmaktadır.
Bu olayın üzerine ise muhtar Adil Efendi’yi köye getirmeye çalışmaktadır ve bir adamını da Taşbaşoğlu’nu öldürtmek için görevlendirmiştir ancak ölmemiştir.
Taşbaşoğlu ise ermişlik hikayelerinden artık fazlasıyla sıkılmıştır bu durumdan kurtulmak için her ne kadar ben ermiş değilim diye dil dökse de köylüyü ikna edememiştir.
Ancak evine hasta gelip sağlıklı çıkan insanları fark eden Taşbaşoğlu da artık kendisinin ermiş olduğu düşünmeye başlamıştır.
Ancak muhtar yine Taşbaşoğlu’nu öldürmeye çalışmıştır fakat başarılı olamayınca bu sefer de jandarmaya şikayet etmiştir. Ermişlik yaptığı gerekçesi ile sorguya çekilen adam uyarılmıştır ancak muhtarın yeniden şikayet etmesi üzerine jandarma hasta kılığında Taşbaşoğlu’nun evine gelmiştir ve üfürükçülük yaptığı için jandarma tarafından alınmıştır.
Köyden çıkmadan köylüyü yine uyaran Taşbaşoğlu bir şekilde jandarmanın elinden kurtulmayı başarmıştır ve kendisini dağlara bırakmıştır bir daha kendisinden haber alınamamıştır.
Köylü ise baharın yeniden gelmesi ile birlikte yeniden korku dolu günler yaşamaya başlamıştır. 
YER DEMİR GÖK BAKIR KARAKTERLERİ
ADİL EFENDİ:  Dikim ekim vakti gelince köylülere borç veren Adil Efendi hasat zamanında köylüleri sömüren bir tüccardır.  Daha sonra Koca Halil’in söylemiş olduğu sözler nedeni ile köye gelemeyen bu adam köylünün borçlarını silmiştir.
KOCA HALİL: İnsani yönleri olan Koca Halil köylülere zarar verdiğini düşündüğü için kendisi ahıra kapatmış öldüğü haberinin sayılmasını sağlamıştır. Daha sonra ise köyden ayrılarak başka bir köye yerleşmiştir.
TAŞBAŞOĞLU: Muhtara karşı köylüleri uyaran kişidir. Söylediklerinin doğruluğu kanıtlanınca ermiş olarak görülmeye başlayan Taşbaşoğlu bu durumdan rahatsız olmaktadır.
Üfürükçü olarak adı çıkan bu adam bu sebeple tutuklanmış daha sonra ise kendisinden haber alabilen olmamıştır.
MUHTAR SEFER: Romanın kötü karakteri olan Muhtar Sefer çıkarları doğrultusunda köylüleri satmaktan çekinmeyen birisidir. 
Köylüleri verimsiz topraklarda çalıştıran ve onları tehditler ile korkutan Muhtar tüccar olan Adil Efendi ile anlaşarak herkesin sevdiği karakter olan Taşbaşoğlu’nu öldürtmeye çalışmıştır.


 


YORUMLAR

  • 0 Yorum