Beyzanur Toraman

Beyzanur Toraman

[email protected]

Yaza Dönen Güz

31 Mart 2020 - 00:01 - Güncelleme: 29 Nisan 2020 - 04:04

Yazı hiç görmemiş bir güzün hüznünün hakîkaten hüzün olup olmadığı sorgulanıyordu okuduğum bir şiirde. Olmaz sanırım. Güneşin yakınlığını tatmamış bir insan, onun kendisine uzaklığının da ne anlam ifâde ettiğini idrâk edemez. Gönlünüzü yaklaştıramadığınız, sıcaklığını duyamadığınız birinden ayrılışınız, sizi olması gerektiği kadar üzmez, siz aksini düşünseniz bile. 



 Ben o dizeleri okurken tamamen tanımama, görmeme hâlinden ziyâde gördüğü yazı, güneşin sıcaklığını unutmakla mâhir insan için de aynı durumun söz konusu olduğunu düşündüm. 


İnsan, Allah-u Zülcelâl ile yakın olmanın ışığından mahrûm, kalan tüm gölgelerin sahteliği ile meşgul. Asıl hüzün bu mahrûmiyettir. Lâkin gölgesini görebilğinize, vuran ışık da yakındadır. En azından -sizin için- kaybolmamıştır. Baktığınız doğrultuyu değiştirmeniz, dönmeniz gerekir. Döndüğünüz an tüm o sahtelikler için derinden bir pişmanlık duyarsınız. O ışığın izlerinin hafızanızdan silinmesine izin vermeden doğrultunuzu değişebilirseniz, kendinizi marûz bıraktığınız tüm sahtelikler, getirdiği pişmanlıkla kemâlâtınız için birer basamak olabilir. Tövbe, istikâmette kilit taşıdır. Yaptığınız hatalar olgunlaşmanızın olmazsa olmazıdır, içinde boğulmayıp dönebildiğiniz takdirde. 



 “Eğer siz günah işlemeseydiniz, Allah sizi helak eder ve yerinize, günah işleyip, peşinden tövbe eden kullar yaratırdı.”