Şahin Pilgir

Şahin Pilgir


3 Aralık Dünya Engelliler Günü

04 Aralık 2019 - 04:14

Bazı değerler vardır hayatta bir güne sığdıramayacağımız. Bir güne değil aylara yıllara sığmayacak değerler. Ama insan kendi mutluluğu için her şeyi azami düzeyde yapıp, başkalarının mutluluğu için yapacaklarını asgari düzeyde yapmak istediğinden midir bilmem bu değerleri hep bir güne hapsetme çabasında. Anneler Günü, Babalar Günü, Sevgililer Günü, Öğretmenler Günü vs. hep bir güne, en fazla bir haftaya sığdırmaya çalışmışız. Ve yine öyle bir gün "3 Aralık Dünya Engelliler Günü". Bir çok etkinlikler yaptık en azından yılda bir gün onları mutlu edelim düşüncesiyle. Yılda bir gün! Ülkemiz nüfusunun yüzde 7'sini oluşturan bireylerden bahsediyorum sayıları yaklaşık 5 milyona ulaşan bireylerden. Bazen böyle alışılagelmiş olmasından bazen de öyle düşündüğümüzden özürlü diye adlandırdığımız bireylerden. Onlar bizim hayatımızın çok özel parçaları ve hiç biri özürlü değil yalnızca zihinsel, bedensel, duygusal, ruhsal, gelişimsel ya da sosyal yönden bazı yetersizlikleri var. Onlara engelli demek bile haksızlık gibi geliyor. Ve toplum olarak bu bireyleri sosyal ortamlardan ne denli soyutladığımızı anlamak için etrafımıza bakmamız yeterli değil mi? Neden etrafımızda yoklar neden sokaklarda, parklarda, kafelerde değiller? Nasıl oluyor da 5 milyon insanla hayatın içinde nadiren karşılaşıyoruz bunu hiç düşündük mü? Ya da karşılaşmak istiyor muyuz buradan başlamalıydım sanırım. Ama "Sınıfımızda Otizm tanılı birey istemiyoruz! "diye pankart açan velilerimizin olduğu bir ülkede yaşıyor olunca nereden başlamam gerektiği konusunda cidden çaresiz kalıyorum... Oysa bir çoğumuz yetersizliği olan bir bireyle 24 saat geçirmek nasıl bir duygudur, aileleri neler yaşıyorlar kendileri neler hissediyorlar bilmiyoruz. Ne gibi zorluklarla mücadele ediyorlar bunları bilmiyoruz. Ah insan mecbur kalmadıkça empati yapmaktan ne kadar da yoksun! Eğer bu benim işim olmasaydı ben de bu kadar farkında olmayabilirdim. Oysa onların mutluluklarına şahit olmak fırsatı varken elimizde görmezden gelmek hem onlar adına hem de kendi adımıza ne büyük kayıp. 5 yaşına kadar konuşmamış bir çocuğun "anne" diyebilmesinin ailesine kattığı o paha biçilemez mutluluğu size nasıl tarif edebileceğimi bilmiyorum. Ya da Özel Öğrenme Güçlüğü tanısı almış bir çocuğumuzun okuma yazma öğrenmesinin mutluluğu. İnanın bambaska bir duygu. Onlara destek olmak, yanlarında olduğumuzu göstermek bize hiç bir şey kaybettirmiyor ama onları öylesine cesaretlendiriyor ki. Farkında değiliz! Onların farkında olalım. Onların yalnızca yetersizlikleri var bizimse onlara destek olmaya engellerimiz var! Bu engelleri ortadan kaldıracak önlemleri hep beraber almalıyız. Hem kendimize hem de çocuklarımıza bu farkındalığı kazandırmalıyız. İnsanı hayata bağlayan etken hayatın içinde olmak ve insanlardan kopuk olmamaktır. Onları insanlardan koparmak hayattan koparmakla aynı. Oysa insan hep farklılıklara ilgi duyar aslında ve onlar bizim ötelersek kuruyacak olan şahsına münhasır dallarımız. O dallara bizden gidecek her damla su yepyeni filizler vererek çiçek olup açacak. Ve inanın bu çiçekler size bildiğiniz tüm güzel kokuları unutturacaklar...