Yılların Eskitemediği Kitap: Türkün Ateşle İmtihanı'nın İncelemesi

30 Ekim 1918 tarihinde İngilizler İstanbul’u işgal etmiştir. Türk insanı bu durumdan oldukça bıkkın ve canından usanmış bir halde idi. Bu dönemde yazılmış olan kitap sonraki nesiller için kendi dönemine bir ışık tutmuştur.

Yılların Eskitemediği Kitap: Türkün Ateşle İmtihanı'nın İncelemesi
11 Kasım 2020 - 21:22
Yıllar boyu süren savaş ve sefaletten sonra yurdun işgal edilmesi ve halkın özgürlüğünün elinden alınmak üzere olması ülkemizi maalesef perişan etmişti. İstanbul’da yaşayan ve çoğunluğunu genç subayların oluşturduğu milliyetçi gruplar, gizli dernek kurarak İtilaf Devletleri’nin toplatmış olduğu silahları Anadolu’ya kaçırmaya çalışıyor öte yandan memleket için kurtuluş yolları arıyorlardı.

Halide Edip ise bu derneklerin başkanlarına oldukça yakın birisi olarak milliyetçilerin bir araya gelerek toplantı yapmak için ne büyük zahmetlere katlandıklarını bizzat yaşamıştır. Halk ise gazeteler sansür altında olduğundan mütevelli olan ve bitenden habersiz bir şekilde padişahın İngilizler ile kurmuş olduğu yakınlıktan ve onları medeni bir devlet olarak görmesinden dolayı Anadolu’yu Osmanlı Türklerine bırakacaklarını sanıyor idi. Bizi savaşa sokan ittihatçıların birçoğu ise Meclis-i Mebusan’da vekil olarak bulunuyor idi ve halkın büyük bir kısmı bu insanlara tepkili idi. Bu durumu fırsat olarak gören Tevfik Paşa ise meclisi kapatarak 15 Mayıs 1919 tarihinde Yunanlıların İzmir’i işgal etmesinden sonra İngilizler Anadolu’ya giden bütün yolları tutmuşlar ve tenha yolları da Osmanlı içerisindeki Hristiyan çetelerine tutturmuşlardı. Dernek faaliyetlerine hiçbir şekilde devam edemez olmuş ve Halide Edip gibi milliyetçi insanlar haklarında idam kararı çıkarılmaya başlanmıştı.

Bu durumda daha fazla İstanbul sınırları içerisinde kalamayan milliyetçiler Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkması ile Anadolu’ya kaçmaya başladılar. Bu kaçış ikişer üçer kişilik gruplar halinde ve oldukça tehlikeli idi. Düzenli bir şekilde silah kaçıran ve milliyetçi insanların güvenliğini sağlayan İzmit’teki ve Adapazarı'ndaki en kalabalığı seksen kişiden oluşa çetelerdi. Bu çeteler geceleri milliyetçileri köylerde ağırlıyor, yağmur; çamur ve yorgunluk gibi zor şartları hiçe sayıyorlar idi. Tam on bir gün süren yolculuğun sonrasında Ankara Garı’nda Mustafa Kemal ve halk tarafından karşılanan Dr. Adnan ve Halide o gün bir eve yerleşerek hemen ertesi gün eski Ziraat Fakültesi binasında olan karargahta çalışmaya başlarlar. Sivas ve Erzurum kongrelerinden sonra yeni bir meclis kurulması zorunluluğu gündeme gelmişti. Mustafa Kemal her şehirden iki tane milletvekili seçerek Ankara’ya göndermek ister ve 23 Nisan 1920 tarihinde Büyük Millet Meclisi kurulur ve Mustafa Kemal meclis başkanı seçilir.

Bu olaya karşılık ise o dönemlerde muhalefet olan Hilafet yanlılarının kurmuş olduğu ordu meclisin kapanması için Ankara’ya doğru yürür. Bu isyanı ise bastıracak durumda olan tek bir çete vardır: Çerkez Ethem.

İzmit bölgesinde gerçekleşen bu kuvvetlerin çarpışması durumundan Çerkez Ethem galip geldi ve bu galibiyet çetelerin itibarını oldukça arttırdı. Ali Fuat Paşa bile üniformasını çıkararak dağlara çıkmıştı. Çeteler büyük bir kuvvet olmalarına rağmen ordunun himayesine girmeyi reddettiler.

TÜRKÜN ATEŞLE İMTİHANI ALINTILARI

Mensup olduğum millet, istiklâlini tarihin en asil ve zor bir ateş imtihanından sonra kazanmıştı. Fakat, diğer bir ideale de kavuşması gerekti. Böyle bir ideale kavuşmak için, insanlar tarihte sehpalarda, zincirler içinde ölüp giderler, sürgünlerde ömürlerini geçirirler. Onların imtihanını yalnız çekenler bilir. Onların savaşını hiçbir zaman alkış takip etmez. Alelâde, mütevazı askerler gibi gelip geçerler. Bu, tek başına kazanılmak için mücadele edilen gaye, hürriyet imtihanıdır.

İstiklâl Savaşı’nın imtihanında en başta telâkki edilen ve sembol olan Mustafa Kemal Paşa vardı. İşte bundan dolayı onun devrinde eziyet çekmişlerin bile, kalplerinde daima bir yeri vardır. O, sonu gelmeyen hürriyet alanındaki çabalamaların bir sembolüdür. Türk milleti de diğer hür dünya milletleri gibi hür olacaktır. Burada Henry W. Nevinson’un şu sözlerini alıyorum:

“Hürriyet denilen şey, biliyoruz ki, tıpkı aşk gibi her gün yeniden kazanılması gereken bir şeydir. Nasıl her gün aşk istersek ve aşkı kaybedersek hürriyeti de öyle ister ve kaybederiz. Hürriyet kavgası hiçbir zaman bitmez, alanı hiçbir zaman sükûn bulmaz.”

'Yalnız geri hizmetlerinde değil, bizzat savaşta döğüşmüş kadınlar olduğunu da söylemeyi vazife sayarım. Bir tanesi Osmaniye’de Raziyeler köyünden Rahime adlı bir kadındı. Bu kadın, Kilikya’da Miralay Arif’in 11’inci fırkasında bizzat döğüşmüştü. 1920’de gönüllü olarak başıbozuklara katılmıştı. 1920 Şubat’ında Hasanbeyli tüneline hücum edenler arasındaydı. Bunlar, Fransızlar’dan seksen tüfek iki makineli tüfek almışlardı. Harpte ölen iki kişiyi de bu kadın sırtında getirmişti. Çevikliğinden dolayı ona ordu, Tayyar adını vermişti. 1920 Haziranında Osmaniye’de Fransız istihkamlarına hücuma o önderlik etmiş ve bu karargahın önünde vurularak ölmüştü.''

''Mustafa Sagir, Ankara’da bir ay kaldıktan sonra, İngilizlerin hafiyesi olduğu anlaşıldı ve idam edildi. Ölmeden önce son arzusu, bir Müslüman olarak Müslüman ordusuna hıyanetinin vatandaşlarına duyurulmaması oldu ve adı ilan olunmadı.''

''Ne garip bir durumdaydık. Bir taraftan Hilafet kuvvetleri halka musallat olmuştu. Bir tarafta Kilikya’da Fransız kuvvetleri halkı öldürüyor, diğer yandan Yunanlılar etrafı yakıp yıkıyor, adam öldürüyordu. Nihayet, İstanbulda’ki İtilaf kuvvetleri de halkı eziyordu. Adeta, Garbin hakikat halde, Şark’a ‘’sopa siyaseti’’ tatbik ettiklerini ve ‘’Kahrolsun Türkler’’ diye bağırdıklarını duyuyor gibiydim. Türklerin kendileri de aralarında boğuştukları için, Milletin Ateşle İmtihanı’nın en korkunç anlarını yaşıyorduk.''

HALİDE EDİP ADIVAR KİMDİR?

1884 senesinde İstanbul’da dünyaya gelen ve ilköğrenimini özel dersler aldıktan sonra tamamlayan ve Üsküdar Amerikan Koleji’ne giden Adıvar küçük yaşlardan itibaren İngilizce dersi almıştır. Bir dönem öğretmenlik ve müfettişlik görevlerinde bulunan Adıvar, İzmir’in Yunanlılar tarafından işgalini protesto edebilmek için düzenlenen Fatih, Kadıköy ve Sultanahmet mitinglerinde yapmış olduğu ateşli konuşmalar ile tanınmaktadır.


 



YORUMLAR

  • 0 Yorum